DENİZ KABUĞUNU HİKAYESİ
5/5/2007 · Kategori: HAYATA DAIR NE VARSA
Deniz kenarlarında sık bulunanlar için deniz kabuğu koleksiyonculuğu, dalgaların kıyıya hergün binlercesinin sunduğu hediyelerle hoş bir hobi olmuştur. Düşünün bir kere Aristo ve Yaşlı Plinius bile deniz kabuklarının büyüsüne kendilerini kaptırmışlardı. Ayrıca Pompeii'nin kalıntıları arasında ve Yucatan'daki bir Maya piramidinin kriptasında eski koleksiyonlardan kalmış olduğu sanılan denizkabukları bulunmuştur. Üç tarafı denizlerle çevrili eşsiz güzelliklere sahip ülkemizin de tarihi eskilere dayanan bu konuda kaynak sıkıntısı çekmediğini biliyoruz.
Ama bugünkü anlamıyla deniz kabuğu koleksiyonculuğu; keski, para, pul, porselen koleksiyonculuğu gibi yeni bir olgudur. 18. yüzyıl sonlarıyla 19. yüzyıl ortalarında, İngiltere'de kabuk koleksiyonculuğunun tam bir hastalık olduğu bu dönemde, Büyük Okyanus adaları ve Çin'le ticaret gelişmeye başlamış, birçok yeni ada keşfedildi. Buralarda bulunan deniz kabukları önceleri ilginç nesneler olarak, sonradan da yeni zenginleşen tüccarlar arasıda koleksiyoncular için ithal edilemeye başladı. Bu uygulama, deniz kabuğu müzayedelerinin yaygınlaştığı ve özellikle ender bulunan kusursuz örneklere, görece yüksek bedellerin ödendiği 1850'ler ve 60' larda doruk noktasına ulaştı. Önceden seyrek bulunan birçok deniz kabuğu türünün kaynağının keşfedilmesi ve bunların yaygınlaşmasının ardından, belli bir düşüş dönemi yaşandı. Bununla birlikte bu muhteşem kabuklar, görünümünün sihirli çekiciliği sayesinde kısa sürede bu uğraşın eski hızlı ivmesine dönmesine neden oldu. Zaman zaman bulunan kabukları büyük meblağlara satılarak, iş, artık profesyonel bir arama etüdüne dönüşmüş günümüzün ekonomik koşullarında.
Bu bilgilerden sonra denize gittiğimde minarelisi, midyelisi serti yumuşağı gibi bir şekilde fıldır fıldır aradığımız bu kabukların özelliklerini vermek doğru olur sanırım. Yumuşakçaların kabuklarına verilen ad olan kavkı'nın yanında midye ve istiridye gibi kabukları iki parçadan oluşan yumuşakçaların her bir kabuk parçası kapak veya çenet adıyla bu konuda bir literatür oluşmuştur. Denizde yaşayan yumuşakçaların kabukları, değişik biçim, renk ve desenleriyle göz zevkimize ve koleksiyonculuk ruhumuza hitap ettiği için deniz kabuğu olarak piyasadaki yerinde isim olarak ayrı bir yere sahip olur. Denizkabuklarına ilgi duyan hatta zaman zaman hastalık derecesine varan bu merak, arz-talep ilişkisi sayesinde ekonomik yapı içerisinde de müzayedelere çoktan taşındı bile. Efsanelerin dediği gibi denizden uzak olsanız bile bir deniz kabuğuna kulağınızı yaslayarak duyabileceğiniz karmaşık sesler kimilerine göre dalgaların sesinin hapsolma çığlıklarıdır, kimine göre ise denizkızlarının sizi beklediğine dair bir alamettir.
En az rastlanan, en değerli ve güzel kabuklar denizde bulunanlardır; ama yalnızca karada ya da tatlı sularda yaşayan türlere ait çok sayıda kabuk örneği de vardır. Önemli deniz kabukları arasında Cypraeidae, Conidae, Volutidae ve muricidae familyalarının çeşitli türlerine ait kabuklar bulunmakta. En çok arananlar nedir derseniz deniz külahlarından hani bizim minare dediğimiz Conus gloriamaris türünün kabuğudur. Her zaman en yüksek fiyatlara talep bulan bu kabuk, büyük bir müzeden çalınmış olduğu bilinen tek kabuktur.
Eğer amatör bir deniz kabuğu biriktireni iseniz, çoğu boş olan ya da içi kumla dolan bu kabukların hala içinde canlı barındırdığının farkına varmazsınız. Hala içinde yaşayan yumuşakçaların dışında, kayalık ya da hem kayalık, hem kumluk bir kıyıda kayalara tutunmuş ya da su birikintilerine yerleşmiş pek çok canlı yumuşakça bulunabilir. Fakat çakıllı bir kıyıda deniz kabuğu aramak boşa kürek çekmeniz anlamına gelir. Çünkü en dayanıklıları dışında hepsi, dalgalarla çakıllara çarpa çarpa parçalanırlar.
Deniz kıyısında bir gezinti, kumsaldan kabuk toplamak için iyi bir fırsattır . Ancak bununla birlikte balığa çıkanların bildiği gibi ağlarınıza da harika deniz kabukları takılabilir. Rüzgarların, ki şiddetlisi makbuldür, kabarttığı dalgalarda size çok güzel deniz kabuklarını ulaştırabilir.
Rasgele bir deniz kıyısı tatilinde elinize geçen bu büyüleyici ve sanatsal değeri yüksek olan deniz kabuklarını keşfetme şansı, sizi ileride bir kabukkolik ya da psikolojik takıntınız varsa kabukzede yapabilir:)
Şimdi gelelim harika denizkabuklarını bulduktan sonra yapmanız gerekenlere. Eğer koleksiyoncuysanız zaten eleğiniz, kabuğu kayalardan sökmek için bıçak, kayalara gömülen kabukları yuvalarından çıkarmak için çekiç ve keski, sığ sulardaki türleri çıkarmakta kullanılacak bir elek, ve bulduklarını kaydetmek için bir laptop ya da eski usulcülerdenseniz kağıt kalem zaten bulunduruyorsunuzdur. Ama peki nasıl bunlar korunmadan özenle saklanıyor? Deniz kıyısından ya da balığa çıktığınızda elinize geçen içinde salyangozların barındığı deniz kabuklarını bir tencerede 5 dakika kadar kaynatmalısınız, daha sonraki içindeki hayvan toplu iğne veya cımbızla çıkartılır ve boş bulduğunuz ya da boşalttığınız kabukları temizlemek için sabunla sıcak suda iyice yıkayıp, temiz suda uzun süre çalkalamalısınız.
Midyeler ve öbür çift çenetlilerin kabuklarını ise sakın ha bıçakla açmayın. Bir yeriniz kesilebilir yada kabuk parçalanabilir. Bu da bir tablonun her rengini Dünya'nın ayrı köşesine yollamak kadar hayalkırıklığı yaratabilir. En iyisi çift çenetlileri de salyangozlar gibi kaynatın. Sıcak su, hayvanı çabucak öldürecek, kabuğun iki çenetini birbirine bağlayan kaslar gevşeyecektir. Kabuğu sıcak sudan çıkarıp soğutun ve içini temizledikten sonra sabunlu sıcak suda yıkayın. Yağlı, ziftli ya da yosunlu kabukları ise siz en iyisi mi tinerli bir bezle temizleyin ve sonra sabunlu sıcak suda her tarafta satılan tel fırçayla özenle ovun.
Renkli kabukları güçlü güneş ışığında kurutursanız hata edersiniz. Gün ışığı kabuğun rengini soldurur. Deniz kabuklarını çamaşır suyu gibi bir ağartıcı kattığınız suyla da temizleyebilirsiniz. Bu tür ağartıcılar çünkü kabuğun doğal renklerini etkilemez. Deniz Kabukları kutu ya da çekmecelerde kolayca kırılabilir o yüzden en iyi saklama yöntemleri tüp içinde satılan yapıştırıcılarla, ki doğayla dost olmasına dikkat edin, beyaz bir karton kutuya yapıştırarak bir camekan kutu içerisinde saklamanız kolaylaşabilir. Bu arada sonradan başınızın çok ağırmaması ve "ya bunun benzerini nereye koymuştum ben" dememek için baştan bir kategorilendirme belirleyin. Eğer işi büyültmek istiyorsanız tarih, kabuğun bulunduğu yer ve internette de bulabileceğiniz bilimsel adlarını iliştirirseniz işte artık siz de iyi bir koleksiyoncu olmuşunuz demektir.
Bilinen yaklaşık 100.000 kabuk türü olduğundan koleksiyoncuları çoğu bu konuda uzmanlaşma eğilimindedir. Bazıları kendilerini belirli bölgelerle sınırlar. Bunlar çoğunlukla, yumuşakçaların yaşadığı yerler ve yaşam alışkanlıkları konusunda değerli bilimsel veriler elde ederler. Bu da evrim için önemli bir kaynaktır.
0 yorum yazılmıştır